7 Ekim 2019 Pazartesi

Aşıklar



Aşıkları da vururlar
Tam kalplerinden,
Kanlarıyla beraber aşkları da dökülür zemine.

Bu ölümden keskin bir bıçak misali sözler mesuldür kimi zaman,
Yahut başka bir kalp girmiştir
Kalbini adadığın kalbe.

Aşıkları da vururlar,
Zihinleri ceset olur,
Kurur sevdaları.

Geriye yalnız şiirler kalır.
        

23 Nisan 2019 Salı

Kızlar ve Kadınlar

                
           





Nefes alamıyorum adem.
Bunca kahpeliğin içinde
Soluyamıyor nefesi ciğerlerim

Dün ve bugün.
Havvanın kızları ağlıyor
Duyuyor musun?
Nefret ede ede, içlerine içlerine,
Yeminler ederek
Ve
Kendilerine sözler vererek,


Yüzlerinde buruk bir gülümsemeyle
Ellerinde belki bir sigarayla
Yanaklarına atılan her bir tokatı
Ta içlerine gömerek,
Ve dahası daha içlerine gömülerek
Ağlıyorlar.
Duyuyor musun adem?

Kızlar ve kadınlar
Ağlıyorlar,

Kızlar ve kadınlar,
Ölüyorlar.
Adem.

3 Şubat 2019 Pazar

Dokuz köy







Bilinmezlik okyanusunun bir dalgasıyım şu sıralar,

 Her gece bir diğerine tekerrür ederken,
 Bilinmeyeni özlemek gibi aslında bu hâl.

 Adem'in bildiği ne vardıysa, Hepsi sırtında bir yüktür,
 Bilirsin.

 Mahpus yatarsın yahut kovulursun dokuz köyün, dokuzundan da

 Bilinmezliğin o tatlı hülyasını istersin. 
Bilinen mahveder yüreğini çünkü. 

Sonra bakarsın, O dokuz köye.
 Bilinmezliğin okyanusunda boğulan onca âdeme,

 O zaman anlarsın, 
Tek yolun bilmek olduğunu.                                                         





                                                                                                                                           6.11.2018    



          - Bu dünyada olan biteni farkında olan herkese armağandır bu satırlar.-


2 Ocak 2019 Çarşamba

Layetezelzel'







Dağlar aştım yalın ayak,
Senin umudunu giydim ayaklarıma,
Beni sana vardırsın diye.

                       
  Denizler aştım anadan üryan,
Senin aşkını giydim üzerime,
Ateşin gömleği ruhumu ısıtsın diye.


Ulaştım da sana biliyor musun!
Ulaştım diyorum çünkü,
Elimi uzatsam sana ulaşabilmek kâbildi!


Lakin bu kâbillik, bana kızılcıktan âlâ şerbetini tattırdı.

Şu meczup gözlerimin önünde, beni fark gözetmeyip,
Bana ait olan ellerin ile, başkasının ellerini tuttuğunda,

Ben, seni  layetezelzel bilirken
Sen, beni safderûn bilirken


Bu şerbet işte sevgilim,
Bu yeis şerbet,

Senden daha elzemdir, şahsı muzdarip için.

27 Aralık 2018 Perşembe

Bu gece son kez




Bu gece şarkılar, son kez seni söylüyor.

Son kez resmediyorlar sûretini.

Ve son kez kanatıyorlar avuçlarımı,
Bu gece, son kez.

Yanlış zamanda yanlış şarkıları dinlemişiz seninle meğer,

Bunu fark ettiriyor bu gece bana Müzeyyen.

Son kez dinliyorum ihtimalin umutlarını,

Ve, ölmek mecburiyetinde ihtimaller.

Bu gece,
Seni söylüyor şarkılar,
Son kez.

    

                                                   27.12 .2018


5 Kasım 2018 Pazartesi

Yanlış yüzyıl/

">
Ağuşuğunda ölmeyi,
Şeref'i hudud bilirdim, inan!

Gözlerine bakacak olmanın hayali,
Ümmid-i cennetti benim için, inan!

Sûretinin gölgeme düşmesi,
Ruhumu teslim etmeye yeterdi, inan!

Senin kulundum, rûchun'u vâhaldim yolunda.
Sevdi gönül neylesin? Çeşmî yâre!

Fakat bir âhval geldi başa,
Sûretin karanlıkta güneşi doğurmadı.

Bi'çare kaldım,
Yönümü bilmez kaldım.

Şekvacı olan sen,
Yaralı olan şahsı muzdaripti!

Sûretini görmeyi rüchan eylerdim,
Rüchan oldum, derd oldum.

Güneş oldun, ızdırabınla yandırdın.
Karanlık oldun, çöktün ta bi'çare

böğrüme.

Artık ne ruh ister seni,
Ne sûretini resmeder gönül kapıları, inan!

Yalnız yara kalır senden gayrı.
Kabul olan, iltihaplı bir yâr'a.

Mektuplar


Sömürgeye kurban gitmiş toprakların
Ruhları yavaş yavaş çürüyor.

Tıpkı ben gibi.
Yavaş yavaş, fark ettirmeden.
Öldürüyor insanoğlu bizi.

Sevgisizlikleri sebep oluyor bize.
Bastığın toprağı sevmedin,
Annemi de sevmedin,
Beni de.

Mühîm değil.
Sana hiç minnet eylemedim.
Bugün kanlı bir harp çıkışı,
Seni kovdum.
Kalbimden.

3 Ağustos 2018 Cuma

месечината и






Ay bugün bir ayrı parlak, 
Dağınık bulutlara hükmeden ışıltısıyla.
Belki dünyadan daha yaşlı,
Fakat ondan daha genç,
Daha  ihtişamlı.

Her gece belirdiği gibi belirmemiş bu gece,
Bu gece başka,
Bu gece konuşuyor sanki benimle.

Diyor ki, aldanma.
Sen gelmemişken henüz dünya denen gafletler çukuruna,
Ben yine göğün tam ortasındaydım.

En kanlı harp gecelerinde
Geceyi aydınlatan yine bendim.

Seni tanıyorum;
Senin atalarını da biliyorum.
Şimdi her biri toprağın ta içinde,
Işıltımdan uzakta..


Fakat sen beni tanımıyorsun.
Orada nasıl durduğumu,
Aslında nasıl göründüğümü
Bilmiyorsun.

İmparatorlar da baktı bana, 
böbürlenirken.
Köleler de baktı bana,
Umut ararken.

Şimdi hepsi yok olup gittiler.
Kimileri toprağa karıştı,
Kimileri kül oldu, havaya kötülük edip...


Sende yok olacaksın.
Bir daha ışığımı görmen kabil olmayacak.
Çürüdüğünde,
Ben yine gökte asılı kalacağım.

Çünkü hep kaldım.
Fakat bilmiyorum hangisi elzemdir!
Çürüyüp gitmek,
Yahut tüm bu çirkinliğe ışık tutmak.


Biliyor musun Adem diyor,
Çürüyüp gitmek daha elzemdir.


22 Temmuz 2017 Cumartesi

KOŞUKLAR 2

Yahut bir gürültü denilebilirdi o ademe yalnızca.
İçimi kısa yoldan sürgüne gönderen,
Sürgünü bir ömür çektiren bir gürültü.

Aynı kuşların katlini vacip kılan bir havai fişek gibi.
Ötekiler mutluyken,
Kuşun nefesinin kesilmesi.

Kuş olmak, gürültüye kurban gitmek.
Gürültü olmak, katil olmak umursamazca.

4 Temmuz 2017 Salı

Koşuklar


                 Gece


Ruhundan çıkartmalı geceleri 
Gözlerine perde çekmeli batıdan batınca güneş,

Gülüşünü solduruyorsa o kahpe geceler, 
Bir ihtilal yapmak farz olur bana.

Bir ihtilal yapıp ayı, yıldızları ve göğü  indirmeli,
Yerin en dibine.

İhtişamlı geceler senin kabusuna  mahal veriyorsa eğer,
Attım, sildim aklımda ki tüm güzel geceleri!

Sensiz en kadim geceyi neyler ki şu can-u halim?

Sen varken teni yakan güneş ferahlatmaz mı beni?
Sen yanımda iken geceleri gündüze bağlamak yapılan en kutsal iş olmaz mı?

Ah, ciğerime dolan en uzun nefes,
Ah, kalbimde hüküm süren en güzel hükümdar,

Gülüşünün katlini vacip kılan her gece ile sürecek olan düşmanlığım var. 
Bırak ben kaybolup yok olayım gecenin zifrinde,
Yeterki ruhunun güneşi her daim sarmalasın seni. 

SümAy

28 Haziran 2017 Çarşamba

İnsan yahut robot olmak

İnsan ile robotu birbirinden ayıran en belirgin özellik nedir?

Nefes alıyor olmamız mı?

Şahsıma göre, bir adem ile robotun ayrılması düşünce ve ruhla alakalıdır.

Simayen benzememiz mümkün, konuşmamız dahi aynı olabilir. Lakin düşünceler?
 Bir robot düşünemez. Onu tasarlayanın istedikleri çıkar o yapay sesinden.

Peki ademoğlu, o öyle mi yahu?
Kimi zaman felsefi düşüncelere itelenir adem'in kafası, duyguları belirler zihnini.
Kimi zaman kurtarıcı, kimi zaman kat'li olur.
Yahut olumlu, yahut olumsuz. Adem'in seçeneğidir bu.

Oysa robot gibi olsaydık, bize verilen sözcüklerden cümleler kursaydık. Yalnızca bir düşünceyi pay etseydik, papağan gibi dile getirseydik...

Sahi, yok mu çevremizde robotlaşmış ademler?
Kafi miktardan fazlaca var, eminim.

Oysa insanda farklılıklar, tamamen zenginliktir. Dünya tek tip canlıyı kaldıramaz ki yahu! Baksanıza çevrenize renkler, diller, hayvanlar... Binlerce çeşit yok mu?

Tek tip insan tahammül edilemez olurdu. Hayat son bulurdu ademin zihninde.

Birinin 'A' dediğine diğeri 'B' demeliydi. Ve ademin nesli önce kendi düşüncesine daha sonra muhattabına saygı duymalıydı.

İşte, az önce sizlere dünyanın nasıl gözyaşını dindirebileceğimizin sırrını vermiş bulundum.


Kendi düşüncen haricinde ki sesleri yadırgamadığın zaman, işte o zaman kurtaracaksın savaşın içinde can çekişen çocukları ademoğlu.


İnsan yahut robot.
Nefes alıyorsun diye, bir anadan doğdun diye sen bir robot olamaz mısın ey adem?

İnsan olmak nedir? 
Merhametsiz ise bir ruh...
Sahi, ademoğlu ne vakittir merhametsiz?
Kabil'den beri mi? O kardeşini öldürmüştü.
Şimdi, bilmem kaç milyon yıl sonra, kardeş katli halen vacip kılınmakta şeytan tarafından.

Ağlayan savaş çocuklarını duymuyor ise bir kulak, neden bedeninde durmaya devam eder insanın?
İnsan olur mu ki o vakit?

Robotlaşmış bir toplum, pille çalışan bir kalp, at gözlüğüne sahip milyon çift göz.

Ruhlarını çürümeye terk etmiş efendiler tanıyorum. Duymak istediklerini duyuyor, görmek istediklerini görüyorlar yalnızca bu efendiler.                                                    Bu efendilerin de efendileri vardır, onların da...                                                             Tıpkı bir üst model robotlar gibi.                                                                                                                                                                                                                                  Oysa ademoğlunun tek bir efendisi  yok mu?                                                                 Tanrı değil mi kulluk etmemiz gereken.                                                                            O vakit kula niçin kulluk ederler?                                                                                                                                                                                                                                 İnsan demek, en saf güzellik demekti bir zamanlar. Filizlenmiş bir çiçek, kafiyesi şaheser olan bir şiir misaliydi adem.                                                                                     Sonra kirlettiler namını, şanını...                                                                                                                                                                                                                                  İnsan olmaktan dahi utanır olduk.                                                                   Savaşlar başlattılar dünyanın sözde efendileri, ağlayan çocuklar yetişti sonra bu topraklarda.                                                                                                                                                                                                                                                                      Robotlar imal ettiler bu efendiler ve dünya piyasasına sürdüler.                                       Ruhsuz, kalpsiz et parçalarını.                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                               Bundan gayrı bu robotların tek umudu, ruhlarını geri kazanmaktır.                               Ademoğlu olarak anadan üryan geldiğimiz şu fani dünyadan, aynı şekilde göçmek dileğiyle.                                            



Sümay.








BRE HASAN

Bir kor düşer ah-û zâr'ıma bugün Koca bir bina gibi yıkılır Okyanuslarda boğulurum En acılı tokat bugün atılır yüzüme En ...