16 Nisan 2020 Perşembe

BRE HASAN





Bir kor düşer ah-û zâr'ıma bugün
Koca bir bina gibi yıkılır
Okyanuslarda boğulurum
En acılı tokat bugün atılır yüzüme
En tatsız yemeği bugün yerim
En kötü sözleri de bugün duyarım
O koca binalar yıkılır üzerime de
Kemiklerim hançer olur, batar yüreğime

Sanki çoğu hayvanın nesli bugün tükenmiş
Savaşlar bugün başlamış
Savaşın çocukları bugün ölmüş
Dost bildiklerin bugün göstermiş müptezel sûretlerini

En iyi arkadaşım da bugün ölmüş sanki
Yuvarlanmış da gökte defalarca

Sonra dökülmüş ince çizgisinde kanı

Toprağa karışırken aklımı da

Fikrimi de

Yüreğimi de götürmüş

Bir ateş ki içimde bugün
Cihân-û sultan gelse,
Bi hâkikat söndüremez!
                                                                                                                                          21.08.2008

5 Kasım 2019 Salı

Lütuf









Bedenime bahşettiğin o ruh Tanrım
Şahsiyet saydığım
O bahşettiğin lütuf.

Zihnime giren şeytanın 
Yolundan giden bir asker gibi 

Kulağıma fısıldayan o güzel sesi
Cenneti selamlar gibi ritmini koruyan
O güzel sesi

Tam şimdi, yanımda oturuyor bu güzel lütuf
Gülümsüyor bedenine
Bedenin ceset oluşuna gülümsüyor,
Atacağı ilk toprağa gülümsüyor

Bahşettiğin şu lütuf Tanrım,
Kâtlediyor şimdilerde beni.

7 Ekim 2019 Pazartesi

Aşıklar



Aşıkları da vururlar
Tam kalplerinden,
Kanlarıyla beraber aşkları da dökülür zemine.

Bu ölümden keskin bir bıçak misali sözler mesuldür kimi zaman,
Yahut başka bir kalp girmiştir
Kalbini adadığın kalbe.

Aşıkları da vururlar,
Zihinleri ceset olur,
Kurur sevdaları.

Geriye yalnız şiirler kalır.
        

23 Nisan 2019 Salı

Kızlar ve Kadınlar

                
           





Nefes alamıyorum adem.
Bunca kahpeliğin içinde
Soluyamıyor nefesi ciğerlerim

Dün ve bugün.
Havvanın kızları ağlıyor
Duyuyor musun?
Nefret ede ede, içlerine içlerine,
Yeminler ederek
Ve
Kendilerine sözler vererek,


Yüzlerinde buruk bir gülümsemeyle
Ellerinde belki bir sigarayla
Yanaklarına atılan her bir tokatı
Ta içlerine gömerek,
Ve dahası daha içlerine gömülerek
Ağlıyorlar.
Duyuyor musun adem?

Kızlar ve kadınlar
Ağlıyorlar,

Kızlar ve kadınlar,
Ölüyorlar.
Adem.

3 Şubat 2019 Pazar

Dokuz köy







Bilinmezlik okyanusunun bir dalgasıyım şu sıralar,

 Her gece bir diğerine tekerrür ederken,
 Bilinmeyeni özlemek gibi aslında bu hâl.

 Adem'in bildiği ne vardıysa, Hepsi sırtında bir yüktür,
 Bilirsin.

 Mahpus yatarsın yahut kovulursun dokuz köyün, dokuzundan da

 Bilinmezliğin o tatlı hülyasını istersin. 
Bilinen mahveder yüreğini çünkü. 

Sonra bakarsın, O dokuz köye.
 Bilinmezliğin okyanusunda boğulan onca âdeme,

 O zaman anlarsın, 
Tek yolun bilmek olduğunu.                                                         





                                                                                                                                           6.11.2018    



          - Bu dünyada olan biteni farkında olan herkese armağandır bu satırlar.-


2 Ocak 2019 Çarşamba

Layetezelzel'







Dağlar aştım yalın ayak,
Senin umudunu giydim ayaklarıma,
Beni sana vardırsın diye.

                       
  Denizler aştım anadan üryan,
Senin aşkını giydim üzerime,
Ateşin gömleği ruhumu ısıtsın diye.


Ulaştım da sana biliyor musun!
Ulaştım diyorum çünkü,
Elimi uzatsam sana ulaşabilmek kâbildi!


Lakin bu kâbillik, bana kızılcıktan âlâ şerbetini tattırdı.

Şu meczup gözlerimin önünde, beni fark gözetmeyip,
Bana ait olan ellerin ile, başkasının ellerini tuttuğunda,

Ben, seni  layetezelzel bilirken
Sen, beni safderûn bilirken


Bu şerbet işte sevgilim,
Bu yeis şerbet,

Senden daha elzemdir, şahsı muzdarip için.

27 Aralık 2018 Perşembe

Bu gece son kez




Bu gece şarkılar, son kez seni söylüyor.

Son kez resmediyorlar sûretini.

Ve son kez kanatıyorlar avuçlarımı,
Bu gece, son kez.

Yanlış zamanda yanlış şarkıları dinlemişiz seninle meğer,

Bunu fark ettiriyor bu gece bana Müzeyyen.

Son kez dinliyorum ihtimalin umutlarını,

Ve, ölmek mecburiyetinde ihtimaller.

Bu gece,
Seni söylüyor şarkılar,
Son kez.

    

                                                   27.12 .2018


5 Kasım 2018 Pazartesi

Yanlış yüzyıl/

">
Ağuşuğunda ölmeyi,
Şeref'i hudud bilirdim, inan!

Gözlerine bakacak olmanın hayali,
Ümmid-i cennetti benim için, inan!

Sûretinin gölgeme düşmesi,
Ruhumu teslim etmeye yeterdi, inan!

Senin kulundum, rûchun'u vâhaldim yolunda.
Sevdi gönül neylesin? Çeşmî yâre!

Fakat bir âhval geldi başa,
Sûretin karanlıkta güneşi doğurmadı.

Bi'çare kaldım,
Yönümü bilmez kaldım.

Şekvacı olan sen,
Yaralı olan şahsı muzdaripti!

Sûretini görmeyi rüchan eylerdim,
Rüchan oldum, derd oldum.

Güneş oldun, ızdırabınla yandırdın.
Karanlık oldun, çöktün ta bi'çare

böğrüme.

Artık ne ruh ister seni,
Ne sûretini resmeder gönül kapıları, inan!

Yalnız yara kalır senden gayrı.
Kabul olan, iltihaplı bir yâr'a.

Mektuplar


Sömürgeye kurban gitmiş toprakların
Ruhları yavaş yavaş çürüyor.

Tıpkı ben gibi.
Yavaş yavaş, fark ettirmeden.
Öldürüyor insanoğlu bizi.

Sevgisizlikleri sebep oluyor bize.
Bastığın toprağı sevmedin,
Annemi de sevmedin,
Beni de.

Mühîm değil.
Sana hiç minnet eylemedim.
Bugün kanlı bir harp çıkışı,
Seni kovdum.
Kalbimden.

3 Ağustos 2018 Cuma

месечината и






Ay bugün bir ayrı parlak, 
Dağınık bulutlara hükmeden ışıltısıyla.
Belki dünyadan daha yaşlı,
Fakat ondan daha genç,
Daha  ihtişamlı.

Her gece belirdiği gibi belirmemiş bu gece,
Bu gece başka,
Bu gece konuşuyor sanki benimle.

Diyor ki, aldanma.
Sen gelmemişken henüz dünya denen gafletler çukuruna,
Ben yine göğün tam ortasındaydım.

En kanlı harp gecelerinde
Geceyi aydınlatan yine bendim.

Seni tanıyorum;
Senin atalarını da biliyorum.
Şimdi her biri toprağın ta içinde,
Işıltımdan uzakta..


Fakat sen beni tanımıyorsun.
Orada nasıl durduğumu,
Aslında nasıl göründüğümü
Bilmiyorsun.

İmparatorlar da baktı bana, 
böbürlenirken.
Köleler de baktı bana,
Umut ararken.

Şimdi hepsi yok olup gittiler.
Kimileri toprağa karıştı,
Kimileri kül oldu, havaya kötülük edip...


Sende yok olacaksın.
Bir daha ışığımı görmen kabil olmayacak.
Çürüdüğünde,
Ben yine gökte asılı kalacağım.

Çünkü hep kaldım.
Fakat bilmiyorum hangisi elzemdir!
Çürüyüp gitmek,
Yahut tüm bu çirkinliğe ışık tutmak.


Biliyor musun Adem diyor,
Çürüyüp gitmek daha elzemdir.


22 Temmuz 2017 Cumartesi

KOŞUKLAR 2

Yahut bir gürültü denilebilirdi o ademe yalnızca.
İçimi kısa yoldan sürgüne gönderen,
Sürgünü bir ömür çektiren bir gürültü.

Aynı kuşların katlini vacip kılan bir havai fişek gibi.
Ötekiler mutluyken,
Kuşun nefesinin kesilmesi.

Kuş olmak, gürültüye kurban gitmek.
Gürültü olmak, katil olmak umursamazca.

BRE HASAN

Bir kor düşer ah-û zâr'ıma bugün Koca bir bina gibi yıkılır Okyanuslarda boğulurum En acılı tokat bugün atılır yüzüme En ...